8 Mayıs 2017 Pazartesi

Köy Enstitüsü Faaliyetleri

Özgür GÜLAY

Öğretmen adaylarına verilecek karakter hususunda dört önemli noktaya değinilmiştir.
1-Öğretmen adaylarına verilecek bilgi,hep genel ve geçer eğitsel esaslara dayanmalıdır.
2-Meslek dersleri adayları iş ve prodüksiyon okulu denilen ve pratik bilgi ilkesi güden yeni anlamdaki ilkokulun yöntemlerini egemen kılacak şekilde olmalıdır.
3-Yarının öğretmen adayları köy hayatını her yönüyle ilgilendirecek koşullar içinde yetiştirilmelidir.
4-Öğretmen adayları tarımsal ve sanayi ile ilgili bütün prodüksiyon şekillerine teorik ve pratik açıdan egemen olmalıdır.(Mahmut Makal,55-56)
Enstitülerin ilk resmi programı 1943 tarihlidir.Buna göre bunlar ilkokuldan sonra 5 yıl öğretim yapmaktadır.114 hafta kültür dersleri,58 hafta ziraat dersleri,58 hafta teknik dersleri çalışmaları yapılır. Kültür dersleri; Türkçe,tarih, müzik,askerlik. Ziraat dersleri; zootekni, arıcılık,tarla ziraatı.Teknik dersler; dikiş, örgü​,taşçılık,kireşcilik bunları örnek dersler gösterebiliriz.(Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi,sayfa 340)
Köy enstitüleri derslerine bakınca her yönüyle gelişim ruhuna sahip öğretmenler amaçlanmıştır.Öğretmen,tarih bilecek, taşçılık bilecek, ziraat bilecek, taşçılık bilecek.Buradaki gayenin,on parmağında on marifet zihniyetidir.Entelektüel bilgi açısından öğretmen, köyü kalkındıracak ve köydeki insanlara aydınlık bir yol açacaktır.
1943 tarihli köy enstitüleri programında,derslerin özel amaçlarının dışında düşünme,yorumlama,yaratma,pratik hayatta başarı sağlama ve hatta, özellikle çevreyi ve çevredeki insanların yaşayışını değiştirme, uygarlık düzeyini yükseltme gibi işlevsel amaçları vardır.(Cavit Binbaşıoğlu, Türk Eğitim Düşüncesi Tarihi,sayfa 348)
Köy enstitülerinde ise zor bir eğitim vardı.Konya-İvriz Köy Enstitüleri’nden mezun olan bir öğretmen 1950 senesinde bir ankete cevap ilgici çekicidir. “Kışın 3 ay ders yapardık.Günde 8 saat.Yılın diğer 9 ayında da elimiz yüzümüz harç, kireç içinde,ameleden aşağı bir şekilde çalışırdık.Üç senede koca koca 25 bina meydana geldi.Sırf öğrenci emeği ile çalışmanın aleyhinde bulunduğum sanılmasın.Öğleye kadar dört zeytin,öğleyin kuru bulgur pilavı ile temelimiz kurudu. Yarım yamalak bir kitapliğımiz vardı.Henüz okumak bilmeyen köy çocuklarıydık.Elimize bir kitap alsak okumaya vakit bulamazdık.(Yahya Akyüz,syafa 340-41)
Bu yazılanları değerlendirmek için o dönemin koşullarına da bakmak gerekir.Çünkü o dönem bir dünya savaşı olduğu unutulmamalıdır.Devlette seferberlik ilan edilmiş, üretim yapacak insanlar askere alınmıştır.Savaş,toplumu derinden etkilemiştir.Türkiye savaşa girmemesine karşın komşusu Yunanistan’ın Almanlar tarafından işgali unutulmamalıdır.Komşuda yaşanan bu ahvalin şimdi olduğu gibi o dönem de Türkiye’yi etkilemiştir.
köy enstitülerinde yaparak yaşayarak öğrenme mevcuttur.Kurumsal dersler ile tarım ve iş çalışmaları arasında mümkün olan bağ kurulmaya çalışılıyordu.Bunun kolay olmadığını,o sırada,bunu bileninde az olduğunu kabul etmek gerekir.Yine derslerde gözlem, deney, inceleme araştırma yapılırdı. Öğrenciyi tanıma gereksinimlerinden hareket etme, öğretimi yaşam sorunlarını bağlama, doğa ve kitaplıklardan yararlanma,kendi kendine eğitim ilkeleri ve görüşme, kompozisyon yazdırma,kendi kendine yönetim gibi yöntemler izleniyordu.(Cavit Binbaşıoğlu, sayfa 349-50)
Enstitülerinde ki eğitim ve öğretimle ilgili olarak Hasanoğlan köy enstitüsü müdürü Rauf İnan şöyle der:Bu kurumlarda tam anlamıyla geniş bir iş eğitimi, üretici, eğitim, ekonomik eğitim, demokratik eğitim, dahası.eğlence eğitimi, geniş temizlik eğitimi,birbiriyle uyumlu olarak yürütülürdü.Enstitun tüm işlerini öğrenciler yaptıkları gibi, yönetime de tam anlamıyla katılırdı.
Bu ifadelere göre; demokratik bir ortamın olduğu açıktır.John Dewey’in ilerlemecilik felsefesine uygun bir yapıya sahiptir.Ne yaparsa onu öğrenirsin.Her şey senin elinde.Ezberci sistemden çok yaratıcı sistem ön plandadır.(Ali Arayıcı 234.
Amaç, köy enstitülerinde öğrenci kendi kendine çalışabilmesi, özgürce düşünebilmesidir. Genel bilgiyi elde etmek için sadece kitaptan yararlanılmaz,her olanaktan yararlanıldı. Her türlü gerçeğin, becerinin toplumsal, kişisel çabalarla kazanabileceği kanısıyla elden geldiğince kürsü konuşmalarına, köhne ortaçağ kalıntısı öğütlere, ezberciliğe dayalı öğretim görüşüne yer verilmezdi.
(İbrahim kuyumcu, Aydınla Sürecinde Köy Enstitüleri Devrim Yazıları Sonrası sayfa 57.)
http://www.gundemyazar.com/koy-enstitusu-faaliyetleri/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder