10 Mart 2015 Salı

İLK ALTAYİSTLER VE TÜRKÇE'NİN KÖKENİ

Mehmet KARADEMİR
mehmetkarademir42@gmail.com

  İLK ALTAYİSTLER VE  TÜRKÇENİN KÖKENİ 
    Dünya üzerinde yaklaşık 3000-5000 dil olduğu kabul edilmektedir. Sayının değişiklik göstermesinin sebebi bazı araştırmacıların lehçe, şiveleri(ağız) de dil olarak kabul etmesi veya etmemesinden ve kesin bir ayrımın olmamasından dolayıdır. Dünya üzerindeki diller kökenleri bakımından incelendiğinde ortaya yedi tane dil ailesi çıkmaktadır.

    Dil ailesi kavramı, dillerin köken akrabalığını belirtmeye yarar. Bu kavram, akraba dilleri konuşan milletlerin aynı soydan geldikleri anlamını taşımaz. Örneğin Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller, birbirleri ile soy bağı bulunmayan birçok millet tarafından konuşulmaktadır. Bu diller herhangi bir soy ve ırk birliğine bağlı olmaksızın, temelde ortak bir ana dile dayanan, birbirinden türemiş; fakat zaman içinde değişip başkalaşmış olan dillerdir.
      Aynı dil ailesinden gelen diller arasındaki akrabalık da derece derecedir. Bir ana dilin ayrı ayrı kollarından gelen diller, İngilizce ile Farsçada olduğu gibi uzak akrabalardır. Aynı ana dilin aynı dalından gelen kollar ise Almanca ve İngilizcede olduğu gibi yakın akrabalardır.

        Altay Dilleri Teorisi; Türk, Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dillerinin ortak bir kökten çıktığını ve bunların akraba olduğunu kabul eden teorinin adıdır. Başlangıçta sadece Türk, Moğol, Tunguz dillerinin akrabalığı üzerinde durulurken 20. yüzyılın ortalarında ve ikinci yarısında Korece ve Japonca da bunlara katılmıştır. Teoriye göre bu diller ortak bir ana dilden iniyordu. Ortak ata dil, farazî bir dildi ve bir adı yoktu. Akrabalık teorisine inananlar bu dile Altay dili (Altayca) adını verdiler. Altay dilinden zaman içinde ayrılarak bağımsız diller hâline gelen akraba diller topluluğuna da “Altay dilleri ailesi” adı verildi. Karşılaştırmalı Altay dilleri alanına Altayistik, bu bilim alanıyla uğraşanlara da Altayist denildi.

          Altay dilleri ailesine giren dillerin bir aile oluşturduğuna dair ilk fikirler ortaya atıldığı zaman henüz bugünkü anlamı ile Türkoloji diye bir çalışma alanı yoktu. Bu sebeple karşılaştırmalarda gerekli malzemenin eksikliği, hatta yokluğu bu fikirlerin gelişmesini engellemiştir. Türk, Moğol, Mançu araştırma alanları önce yalnız yazı dillerine ait malzeme ile başlamıştır. 19. yüzyılda ise konuşma dillerinden de yararlanabilen bağımsız disiplinler hâline gelmişlerdir. Bundan sonra, bir dizi ses denkleşmeleri bulunmuş, birtakım ortak ekler ortaya çıkarılmış, önemli kavram birlikleri tespit edilmiştir. Tüm bu gelişmelere rağmen Altay dillerinin birbirleri ile ve ana dille olan ilgilerinin, şekil ve derecelerinin henüz yeterince açıklanamadığı da bir gerçektir.

     Türkçe, dünya dilleri arasında yapı yönüyle sondan eklemeli diller grubunda; köken bakımından da Ural-Altay dil grubunun Altay dilleri ailesinde yer almaktadır. Ural-Altay dilleri, diğer dil aileleri gibi sağlam bir aile oluşturmazlar. Bu gruptaki diller arasındaki yakınlık, köken akrabalığından ziyade yapı yönüyle benzerlik şeklinde ortaya çıktığı için sınıflandırmanın dil ailesi yerine dil grubu olarak yapılması görüşü benimsenmektedir. Doerfer, Nemeth, Bang, Clauson gibi bilginler, Altay dil ailesine giren dillerin köken akrabalığından ziyade kültür akrabalığı üzerinde dururken Menges, Poppe, Räsänen ve Ramstedt gibi bilginler araştırmalarına dayanarak bu diller arasındaki köken akrabalığını ispatlanmış sayarlar.
         
İlk Altayistler:

 Gustaf John Ramstedt;

Karşılaştırmalı Altay dil biliminin kurucusudur. Moğolca r ve l’nin Türkçe z ve ş’ye denk geldiğini ilk önce Ramstedt fark etmiştir. Ramstedt, Altay dilleri arasındaki, ses denkliklerini bulmak ve kurmakla yetinmemiş, birçok şekil sorunlarını da araştırmış ve aydınlığa kavuşturmuştur. Onun Moğolca-Türkçe karşılaştırmalı eylem yapımı araştırmaları Altay dil bilimi alanının en önemli eserlerinden biridir. Ramstedt ayrıca karşılaştırmalı Altay dil bilimi alanının çeşitli soruları ile uğraşan birçok makale de yayımlamıştır.   Ramstedt’e göre bütün diller Ana Altaycadan aynı anda ayrılmıştır. Bir geçiş dönemi söz konusu değildir. Daha sonra eklenecek olan Japoncayı bu gruba dâhil etmemiştir.

Nicholas Poppe

Orta ve Kuzey Asya topraklarında çeşitli araştırmalar yapmıştır. Ramstedt’ten sonra Altay dilleri teorisinin en hararetli savunucusu ve en kuvvetli geliştiricisi Poppe olmuştur. Ramstedt’in bir öğrencisi olan Poppe, Altay dillerinin karşılaştırmalı bir ses bilimini de yayımlamıştır. Ona  göre Ana Korece, Ana Altaycadan ayrılan ilk dildir. Korece hariç diğer diller arasında bir geçiş dönemi olmuştur. Poppe, Ramstedt’den farklı olarak bu gruba Çuvaşçayı da dahil etmiştir. Çuvaş – Türk dil birliği Türkçenin ilk dönemine (Ön Türkçe) denk gelir.  Korece için herhangi bir geçiş dönemi tasavvur edilmemiştir.

Street

 Street’e göre Ana Altaycanın da üzerinde Ana Kuzey Asya Dili vardır. Bu görüşte Türkçenin yaşını daha ileri götürmesi bakımından önemlidir. Dilleri kendi içerisinde coğrafi yönlere göre ayırmıştır. Ayrıca Korece , Japonca ve Aynuca için bir geçiş evresi tasavvur etmemiştir.


Altay Dil Birliğini Destekleyen Bilim Adamları :

ü  Kotwicz                            Talat Tekin
ü  Menges                            Tuncer Gülensoy
ü  Vladimirstsov                  Ahmet Temir
ü  Baskakov                         Osman Nedim Tuna
ü  Gonboze                          Osman Fikri Sertkaya
ü  Nemeth
ü  Pritsak

Altay Dil Birliği Teorisini Kabul Etmeyen Bilim Adamları :

ü  Clauson
ü  Doerfer
ü  Şçerbak
ü  Serebrennikov


 NOTLAR:

1.Türkiye’de Altayistlikle en çok ilgilenen bilim adamları Ahmet Temir, Osman Nedim Tuna, Talat Tekin ve Tuncer Gülensoy’dur. Temir’in “Türkçe ile Moğolca Arasındaki ilgiler” adlı yazısı konuyu Türkiye’de ilk ele alan araştırmalardan birisidir. Osman Nedim Tuna’nın Türk Dünyası El Kitabı’nda çıkan “Altay Dilleri Teorisi” adlı uzun araştırması konuyu en kapsamlı ele alan çalışmadır. Altayistik üzerinde ise en fazla yayın yapan isim ise Talat Tekin’dir. Onun bilhassa zetasizm (z’leşme) ve sigmatizm (s’leşme) üzerine birçok yazısı ve katkısı vardır. Tuncer Gülensoy’un ise “Altay Dillerinde Akrabalık Üzerine Notlar” adlı makalesi önemlidir.

2. Sir Gerard Clauson, Tunguz söz varlığının Moğolca ve Türkçeden çok farklı olduğunu ve temel sözcüklerin bu üç dilde birbirini tutmadığını belirterek teoriye itiraz etmiştir. Clauson ve Şçerbak’a göre Türkçe ile Moğolca arasında akrabalık yoktur. Bu iki dilde, birbirinden alınmış ödünç sözler, iki dilin akraba olduğu sanısını uyandırmaktadır. Hem de bu ödünç sözler yakın bir dönemden; 5-7. yüzyıllardandır. Aynı biçimde ödünçleme Tunguzca ile Moğolca arasında da vardır. Doerfer’e göre; Türkçe-Moğolca, Moğolca-Tunguzca arasında ödünç söz ve dil ögesi alışverişi olmuştur. Yalnız bu alışveriş, Clauson ve Sçerbak’ın söyledikleri gibi, yakın dönemde olmamıştır. Bu dillerin söz ve yapısal ögeleri eski çağlarda, çeşitli tabakalarda birbirine geçmiştir.
       Altay dilleri teorisine karşı olan başka iki Sovyet bilgini de dilci Serebrennikov ve Türkolog Şçerbak’tır. Serebrennikov’a göre Altayistler tarafından kurulan r/z, d-, n-, j-, y-/y- ve l/ş gibi ses denklikleri henüz ispat edilmiş sayılamaz. Şçerbak’a göre de Altay dilleri teorisi bir hipotezden ibaret olup Altay dilleri arasındaki benzerlikler karşılıklı temaslarla ödünçlemelerin bir sonucudur.


Japoncanın Altay Dil Birliğine Katılması:

Japoncanın Altay dil birliğine dahil edilmesi çok sonradır. Samuel E. Martin’in 1966 ve 1996 yıllarındaki iki çalışması ile Roy Andrew Miller’in 1971’deki çalışmaları sonucu Japonca Altay dilleri arasında gösterilir. Ancak bu konuda çalışmalar bunlarla sınırlı kalmıştır. Kesin bir bilgi yoktur.


Altay Dil Teorisinin Bugünkü Durumu:

Yukarıda görüldüğü gibi başlangıçta Ural – Altay dilleri üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Buraya bu çalışmaların en belli başlı olanları alınmıştır. Ancak bu çalışmalar dillerin akrabalığını kanıtlayacak niteliğe ve niceliğe ulaşamamıştır. Hint – Avrupa dilleri üzerine yapılan çalışmalarla karşılaştıracak olursak bunların henüz yeteli olgunluğa ulaşamadığı görülür.



KAYNAKÇA

ü  Akar, Ali (2006). Türk Dili Tarihi. İstanbul: Ötüken Yayınları.

ü  Doerfer, Gerhard (1980). Temel Sözcükler ve Altay Dilleri Sorunu. TDAY Belleten, s. 1-16.

ü  Ercilasun, Ahmet Bican (2008). Türk Dili Tarihi. Ankara: Akçağ Yayınları.

ü  Korkmaz, Zeynep (1986). Türkçe İle Moğolca Arasında Ortaklaşan Unsurlar ve Moğolcanın Türk Dili Araştırmalarındaki Yeri. TDAY Belleten, s. 43-52.

ü  Tavkul, Ufuk (2007). Adige (Çerkes) Dilinde Bulgar Türkçesi Alıntı Sözcükler Üzerine. Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, c. 4, s. 104-115.

ü  Tekin, Talât (1976). Altay Dilleri Teorisi. Türk Dünyası El Kitabı, s. 119-130.

ü  Tekin, Talat (2003). Makaleler 1, Altayistik (Yay. Hazırlayanlar: Emine Yılmaz-Nurettin Demir). Ankara: Grafiker Yayınları.

ü  Temir, Ahmet (1992). Ural-Altay Dilleri Teorisi. Türk Dili Dünyası El Kitabı, c. 2, s. 3-6.

ü  Tuna, Osman Nedim (1992). Altay Dilleri Teorisi. Türk Dili Dünyası El Kitabı, c. 2, s. 7-58.

ü  Açık Öğretim Fakültesi Yayınları Ders Notları 




1 yorum:

  1. Bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim.Başarı ve çalışmalarınız daim olsun.

    YanıtlaSil