3 Şubat 2017 Cuma

Şampuana Şeker Eklerseniz Ne Olur ?

Şekerin saça faydası olduğunu biliyor muydunuz? Bir dermatolog, şampuana şeker eklemeyi önerdi. İşte şekerin saça ilginç faydası...

Sürekli şekerin vücudumuza ne kadar zararlı olduğunu duyuyoruz. Ancak bir uzman saçta harikalar yaratabileceğini iddia etti.
Dr. Francesca Fusco'ya göre şampuana şeker eklerseniz saçlarınız daha temiz ve daha sağlıklı olur.
Marie Claire'e konuşan dermatolog, 1 kaşık şeker eklediğiniz şampuanı saç derisine nazikçe masaj yaparak uygulamayı önerdi.
Dr. Fusco, "Saç derisindeki yapışkan maddeyi temizlemekle kalmıyor, ölü deri hücrelerini ortadan kaldırarak bakım ürünlerinin saça daha etkili bir şekilde nüfuz etmesini sağlıyor.
Aynı anda hem saçlarınızı daha iyi temizliyor hem de daha iyi nemlendiriyor." diye konuştu.
Dermatolog, şekerin nemlendirici şampuanla karıştırılması gerektiğini söyleyerek sadece 4 yıkamada bir uygulanması konusunda uyardı.

Daktilo İle Resimler Yapan Kadın

Daktilonun fonksiyonu epey değişti. Kimimiz evde dekor olarak kullanıyoruz bu harika yazı makinelerini, kimimiz de nostaljiye olan bağımızı bu aletlerle sağlıyoruz. Leslie Nichols ise daktiloyla şahane kadın portreleri yapıyor.


Erdoğan'dan Merkel'e İslamist Tepkisi !


Almanya Başbakanı Angela Merkel, bir günlük çalışma ziyareti için Türkiye'ye geldi. Almanya Başbakanı Merkel'in uçağının, bugün saat 12.57'de Ankara Esenboğa Havalimanı'na indi. Merkel, Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü. İkili görüşmenin ardından beraber bir açıklama yaptı, teröre karşı ortak mesaj verdi. Basın toplantısında Erdoğan Merkel'in ifadelerine yönelik, "İslamist terör ifadesi biz Müslümanları ciddi manada üzmektedir. Böyle bir ifade kullanılamaz, doğru değildir. Çünkü İslam ile terör bir araya gelemez" yanıtını verdi.

"Siyasi ilişkilerde, gerek AB süreci olsun gerekse NATO'yla ilgili konuları görüşme imkanımız oldu. Ege'deki gelişmeleri değerlendirme fırsatımız oldu. Bölgesel olarak ağırlıklı oalrak Suriye-Irak konusunu ele aldık. Suriye'de ne gibi adımlar atabiliriz bunları konuştuk. Mülteci sorununu ele alma imkanımız oldu. Terörle mücadelede birlikte neler yapabiliriz bunları da yine konuşma imkanımız oldu. Özellikle bu konudaki kararlılığımız Türkiye olarak bellidir. Bundan taviz vermemiz mümkün değil. Uluslararası terörizmle mücadele sadece bir ülkenin halledebileceği bir şey değil. Şu anda Almanya üç milyona yakın soydaşımızın yaşadığı bir üşke. Bizim dayanışmamız çok büyük önem arz ediyor. Bölgedeki terörizme iki NATO ülkesi olarak koalisyon güçler içindeki Almanya'nın bizlerle dayanışması büyük önem arz ediyor. Gerek buralarda gerek Ukrayna'da bundan sonraki süreçte de devam ettirmemizin gereğine inanıyorum."

Somali'de 71 Bin Çocuk Açlıktan Ölmek Üzere !

BM Somali İnsani Yardım Koordinatörü Clercq ülkedeki aşırı kuraklık nedeniyle durumun her geçen gün daha kötüye gittiğini açıkladı. Clercq, "6.2 milyon kişi yardıma muhtaç, 3 milyon kişi de açlık sınırında. Yetersiz beslenmeye maruz kalmış 5 yaş altı 363 bin çocuktan 71 bininin ölme riski yüksek" dedi.

Birleşmiş Milletler kuraklığın pençesindeki Somali'de acilen önlem alınmazsa ülkenin kıtlık tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.  BM Somali İnsani Yardım Koordinatörü Peter de Clercq, yaptığı yazılı açıklamada, ülkedeki aşırı kuraklık nedeniyle insani durumun her geçen gün kötüye gittiğine dikkati çekti. Somali'de 6,2 milyon kişinin yani ülke nüfusunun yarısının yardıma muhtaç olduğunu ifade eden Clercq, yaklaşık 3 milyon kişinin de açlık tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Aşırı derecede yetersiz beslenmeye maruz kalmış beş yaş altı 363 bin çocuktan 71 binin ölme riskinin yüksek olduğuna dikkati çeken, "Kuraklığın vurduğu Somali, kıtlık ile burun buruna gelebilir." uyarısında bulundu. 

II. Abdülhamit'in Torunu Türkiye'den Toprak Almak İçin Avrupa'ya Başvurdu

II. Abdülhamit'in beşinci kuşak torunu olan Nilhan Osmanoğlu Galatasaray Adası'ndan (Suada) hak iddia etti.

Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit'in torunu Nilhan Osmanoğlu, Suada'da (Galatasaray Adası) hak iddia ediyor. Suada'nın tapusunun II. Abdülhamit'in üzerinde olduğunu söyleyen Osmanoğlu, birçok yer gibi buralarda da haklarının olduğunu ve konunun çözülmemesi halinde İnsan Hakları Mahkemesi'ne gideceğini söyledi. 32 mirasçı var II. Abdülhamit'in geride bıraktığı varlıklara talip olan 32 mirasçının olduğu biliniyor. Suada'nın yanı sıra İstanbul'un çeşitli yerlerindeki mülkler, konaklar, kasırlar ve arsalar mahkeme yoluyla mirasçılar tarafından alınmak isteniyor.
 Suada mahkeme yoluyla alınabilir mi? 
Sözcü'nün haberine göre; hukukçular, mülkün Abdülhamit'e ait olduğu kanıtlanırsa mülkiyet hakkının alınabileceğini söylüyorlar. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1 No'lu Protokolün'de, mülkiyet hakkının kutsal olduğu ve ancak kamu yararı varsa alınabileceği belirtiliyor.
İşte tapusu II. Abdülhamit üzerine olduğu iddia edilen yerler:
 – Dolmabahçe'de 39 bin 667 arşın miktarında bostan
 – Eyüp'te 18 dönümlük eski Bahariye Kışlası arsası 
– Bakırköy'de mera ve halen 10 parçada 78 bin 469 arşın miktarında arazi 
– Teşvikiye'de Harbiye şimalinde 1000 arşın arsa 
– Beşiktaş'ta Serencebey Yokuşu'nda evvelce açılan saray yolu üzerinde 2 bin 837 arşın bağ yeri ve arsa 
– Arnavutköyü'nde Akıntı Burnu'nda gazino ve müştemilatı 
– Ortaköy'de Ali Saip Paşa Yalısı ve müştemilatı 
– Kuruçeşme önünde 12 bin arşın miktarındaki ada (Bugün Galatasaray Adası) 
– Paşabahçe'de İncirli Köyü'nde 45 bin 500 arşın miktarındaki müştemilatıyla ispermeçet-şişe fabrikası 
– Fenerbahçe'de tarla, çayır ve kahvehane
 – İzmit civarında 3 bin 500 arşın miktarında bahçe 
– Hereke Fabrikası ve civarındaki arazi
 – Yalova'da 2 bin 500 dönüm orman 
– Mihalıççık Akköprü Köyü'nde 280 bin dönümlük Paris Bey arazisi
 – Ortaköy'de Dalyan mahalli 
– Bakırköy'de Veliefendi Çayırı'nda küçük bostan, kahvehane ve havuz
 – Beşiktaş'ta Ihlamur Caddesi'nde 3 bin arşın miktarında arsa
 – Nişantaşı'nda Ahmet Celâlettin Paşa Konağı 

1 Ocak 2017 Pazar

Kahpe PKK Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne Saldırdı !

Son dakika gelişmesi... Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde bir grup terörist tarafından emniyet binasına roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi.

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde Emniyet Amirliği binasına teröristlerce roketatarlı saldırı düzenlendi.
ROKETATARLI SALDIRI
Alınan bilgiye göre, terör örgütü PKK mensupları, Emniyet Müdürlüğü binasına roketatarlı saldırı gerçekleştirdi.
ANINDA KARŞILIK VERİLDİ
Saldırının ardından güvenlik güçleri teröristlere karşılık verdi.
Olay yerine çok sayıda polisin sevk edildiği saldırıda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı öğrenildi.
Emniyet güçleri saldırının ardından operasyon başlattı.
GEÇTİĞİMİZ YIL BOMBA YÜKLÜ ARAÇLA SALDIRI DÜZENLENMİŞTİ
14 Ocak 2016 tarihinde eski emniyet binasına bomba yüklü araç, roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Şiddetli patlamada emniyet binası ve lojmanlarda büyük hasar meydana gelirken, 6 kişi şehit olmuş, 38 kişi de yaralanmıştı.

Sosyal Medyada Terörist İlan Edilince Şikayetçi Oldu!

Ortaköy'deki silahlı saldırının ardından sosyal medyada saldırgana ait olduğu iddia edilen fotoğrafın gerçek sahibinin Kazakistanlı olduğu ortaya çıktı. Kazak vatandaş, sosyal medya hesaplarından ve haber sitelerinden şikayetçi oldu.

İstanbul Ortaköy'de yılbaşı gecesi bir eğlence mekanına düzenlenen silahlı saldırının ardından kaçan zanlıyı yakalamak için emniyetin çalışmaları titizlikle devam ediyor.
FOTOĞRAFIN GERÇEK SAHİBİ ORTAYA ÇIKTI
Akşam saatlerinde bazı sosyal medya hesaplarında yayılan, ardından da birçok haber sitesinin kullandığı saldırgana ait olduğu iddia edilen bir fotoğraf hareketli dakikalara neden oldu. Atatürk Havalimanı'nda çekildiği iddia edilen fotoğrafın gerçek sahibi ise çok geçmeden ortaya çıktı.
Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne giden fotoğraftaki kişi, terör örgütleri ile uzaktan yakından bir bağlantısının olmadığını söyledi.
HABER SİTELERİNDEN ŞİKAYETÇİ OLDU
Kendisine ait fotoğrafı sosyal medya hesapları ve haber sitelerinde gören Kazakistanlı tüccar, emniyete giderek kendisinin terör örgütleri ile bağının olmadığını anlattı. Emniyette yapılan incelemede Kazak vatandaşın İstanbul'a ticaret için geldiği ve terör örgütleri ile hiçbir bağının olmadığı belirlendi. Kazak vatandaşın, kendisini terör örgütü DEAŞ üyesi saldırgan olarak hedef gösteren sosyal medya hesaplarından ve internet haber sitelerinden şikayetçi olduğu öğrenildi.

İstanbul’daki Gece Kulübü Reina'ya silahlı saldırı anları !


Beşiktaş Ortaköy'de ünlü bir gece kulübünde silahlı saldırı gerçekleşti.

Saldırıyı otomatik silah taşıyan noel baba kılığına girmiş 1 terörist gerçekleştirdi. Vali Vasip Şahin saldırıda 1 polis şehit olduğunu, 35 sivilin de hayatını kaybettiğini söyledi.

İstanbul'un gözde eğlence mekanlarından Ortaköy'deki Reina 01.30 sıralarında silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda ilk belirlemelere göre 1 polis şehit oldu, 35 sivil hayatını kaybetti. Görgü tanıkları teröristin Arapça bağırdıklarını iddia ettiler. Saldırı anında içeride 700-800 kişi bulunuyordu. Noel baba kıyafetli 1 kişinin kapının önündeki polisleri silahla tarayarak içeri girdiğini iddia etti.

Gece Kulübüne Silahlı Saldırı

Edinilen bilgiye göre, Beşiktaş'ta ünlü bir gece kulübünde yılbaşı eğlencesinin yaşandığı sırada silahlı saldırı gerçekleşti.
Uzun namlulu silahla gece kulübüne gelen bir saldırgan ateş açmaya başladı.
Olayda yaralananların olduğu öğrenilirken, silahlı saldırganın da olayın ardından gece kulübünün tuvaletine saklandığı iddia edildi.


Polis Geniş Güvenlik Önlemleri Aldı

Gece kulübüne sevk edilen sağlık ekipleri yaralıları hastaneye taşırken, polis de bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı.
Saldırıyı Noel baba kıyafetli 1 kişinin yaptığı iddia ediliyor. Saldırganın arapça konuştuğu ve DEAŞ teröristi oldukları değerlendiriliyor.

1 Polisimiz Şehit Oldu, 35 Sivil Vefat Etti

Çok sayıda yaralının olduğu hain saldırıda 1 polis şehit oldu. 35 sivilde hayatını kaybetti.

Vali Olay Yerinde

İstanbul Valisi Vasip Şahin olayın yaşandığı bölgeye geldi.
Saldırının ardından polis bölgede operasyon yapıyor.
Beşiktaş Ortaköy'de bir gece kulübüne yapılan silahlı saldırı sonrası polis gece kulübünü hem karadan hem de denizden sardı. Öte yandan gece kulübünde bulunanların bazılarının denize atladığı ve deniz polisinin vatandaşları kurtarmaya çalıştığı öğrenildi.
Ortaköy'de bulunan gece kulübüne silahlı saldırı sonrası polis gece kulübüne saldırganları yakalamak için operasyon başlattı. Polis karadan gece kulübünün etrafını sararken, deniz polisi de denizden olaya müdahale etti. Öte yandan gece kulübünden bulunan bazı vatandaşların saldırıdan kurtulmak için denize atladığı deniz polisinin de şahısları kurtarma çalışması yaptığı öğrenildi.

Yaralılar Hastahaneye Kaldırıldı

Yaralılardan 6'sı gece kulübünün yakınında bulunan Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne 6 yaralı kaldırılırken, bir yaralı da Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.

"Kalaşnikofla Taramışlar"

Hürriyet muhabiri Toygun Atilla, "Kendisine ulaştığımda ağlamaktan güçlükle konuşabiliyordu" şeklinde ifade ederek Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan'ın söylediklerini aktardı: "İçeri giren şerefsizler Kalaşnikoflarla taramışlar. Amerikan istihbaratı bunun bilgisini vermişti. 1 hafta 10 gün süreyle buralarda deniz dahil güvenlik önlemleri alındı. Sonra ne oldu? Göz göre göre bu saldırı meydana geldi."

31 Aralık 2016 Cumartesi

Azerbaycan'dan İran'a Sert Tepki "Haritadan Silinirsiniz !"

Azeri Apa haber Ajansı'nın haberine göre, Milletvekili Kudret H?s?nquliyev Azerbaycan Milli Meclisi'nin bugün yapılan oturumunda İsrail Başbakanı'nın Bakü’ye seferinden sonra İran'ın Azerbaycan'a karşı sergilediği tehditkar açıklamaların cevapsız kalmaması gerektiğini söyledi. Hesenguliyev, İran Savunma Bakanı'nın "Azerbaycan'ın İsrail'le yaklaşmasına tahammül edemeyiz’’açıklamasına karşın, İran'ın Azerbaycan'a karşı daha da sertleşmesinin büyük sorunlara yol açacağını söyledi. 


"İRAN HARİTADAN SİLİNİR"
 Hesenguliyev, İran’nın Azerbaycan’a hücum etmesi durumunda, İran’ın haritadan silineceğini ve yerinde 5 devlet oluşacağını söyledi. 
Milletvekilinin açıklamasının ardından, Azerbaycan Meclis başkanı Oktay Esedov, İran'in hiçbir zaman Azerbaycan'ın iç işlerine karışamayacağını vurgulayarak: "İran Cumhurbaşkanı da Ermenistan'ı ziyaret etti, biz onlara karşı bildiri verdik mi? Onun için herkes birbirine karşılıklı saygı göstermelidir "dedi

27 Kasım 2016 Pazar

TURUKKU KRALLIĞI (M.Ö. 2250) - Göktürkler'den Önce Anadolu'da Türk Kırallığı

TURUKKU KRALLIĞI
ANADOLU (M.Ö. 2250)

Fransız bilginlerinin yürüttüğü kazı şimdiki Irak–Suriye sınırı yakınında, Fırat çayının batı yakasında, eski Mari şehrinin arşivini ortaya çıkarmıştı.
Çivi yazısı ile yazılmış tabletlerin (kil levhaların) metinleri 1950 yılından başlayarak, Georgies Dossin tarafından Louvre Müzesi haberlerinde seriler halinde yayımlandı.

Yirmiden fazla metinde turukku şeklinde okunmuş boy adı vardı.
Bu adın Türklerle ilgili olduğunu ilk kez söyleyen H. Z. Koşay iki tablette turukku sözü olan satırı belgelemiş ve 1982 yılında Bükreş'te bir bilimsel bültende yayınlamıştır.
1989 yılında S. Bayram, turukku sözü olan daha 11 tablet olduğunu kaydetmiştir.
Azerbaycan tarihçilerinden Z. Yampolski, Yusif Yusifov, S. Əlyarov (1996) da Asur metinlerinde geçen turukku veya turukki boyunu Türk saymış ve bu adın çeşitli zamanlarda ve çeşitli dilli yazılarda türük//török//turuk//türki şeklinde kullanıldığını kaydetmişler.
-------------------------------------
"Gut"lar, M.Ö. 2400 yılları civarında Sumer ülkesine gelip Akad krallığına son vermiş ve bir krallık kurup 150 yıl kadar hüküm sürmüşlerdir. Sümer (Kenger) çiviyazılı metinlerine göre bunların 12 tane kralları vardır.
Bunlardan 4 tanesi kendi zamanlarında yazılan Sumer belgelerinde, diğer 8 tanesi ise kral listelerinde mevcut. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde 1937 yılında Sümeroloji profesörü olan Benno Landsberger ve aynı fakültede Türkolog olan von Gobain, kral adları üzerinde çalışarak Gut/Kut krallarından 10 tanesinin isminin Türkçe olduğunu kanıtlamıştır.
Bu kral adları şöyledir:
1) Yarlagan,
2) Tirigan,
3) Şarlak veya Çarlak,
4) Lasirap veya Laşirap,
5) Elulummeş,
6) İnimabakeş,
7) Nikillagap,
8) İngişi veya İnkuşu,
9) İgeşuaş,
10) İbate veya İbati

Landsberger, 1937 yılında toplanan ikinci tarih kongresinde sunduğu bildiride bunları açıklamıştır.
Bunlardan Yarlagan yargılayan, haber veren, emir veren anlamında. Orhun Abideleri’ndeki “Yargan” adına benziyor. Tirigan, Türkçedeki “tiriga” kelimesini hatırlatıyor: diri, canlı, güçlü anlamında. Türkçede “-agan”, “-egen” ekleri, isimlerden sıfat yapıyor.
Tirigan=kuvvetli, güçlü olan. Sumercede aynı anlamda “dirig” keimesi var. Elulumeş, ülkeyi büyük yapmış, anlamında. Şarlak, çarlak ise Türkçede kanatlı hayvan anlamına geliyor. Anadolu’da şelalelere “şarlak” deniyormuş.

Landsberger’in bu tespitlerinden sonra yapılan başka çalışmalarda da Türkçe ile ilişkili kelime ve ekler bulunmuştur.
Gut/Kut’lar, Babil Kralı Hammurabi zamanında da ortaya çıkmışlardır (M.Ö. 1750). Gutlar; Subarlar, Turukkular birleşerek Hammurabi ile savaşmışlardır.
Hammurabi ölünceye kadar onlarla savaşmak zorunda kalmıştır. Sadi Bayram’ın "Kaynaklara Göre Güneydoğu Anadolu’da Proto-Türk İzleri" adlı kitabında verilen bilgiye göre Turukkularla ilgili bilgiler bugünkü Suriye topraklarında bulunan Mari (yeni adı Tel-Hariri) adlı yerde bulunan belgelerden elde edilmiştir.
Bu noktada Prof. Dr. A. Haluk Çay'ın yorumlarına yer verelim:

"M.Ö. 2350-2150 yılları arasında Mezopotamya'da büyük bir devlet kurmuş olan Akad hükümdarlarından Naram Sin'e ait "Mücadelenin kralı" anlamında "Şartamhari metni" olarak bilinen yazılı kaynak Anadolu'daki Türk varlığı bakımından oldukça önemli bilgileri ihtiva etmektedir."
"Bu belgenin üç kopyası olup, ilki Mezopotamya'da Babil'de, ikinci Mısır'da Tel el-Amama'da, üçüncüsü ise Anadolu'da Hattuşaş'ta (Boğazköy) ortaya çıkarılmıştır. Hattuşaş arşivinde "Kbo-III, 13" sıra numarası ile tesbit edilmiş olan bu yazılı belge Hitit (M.Ö. 1750-1200) çivi yazısıyla, Akadça orijinalinden kopya edilerek taşa kazınmıştır."
"H.G. Gütebock tarafından deşifre edilen bu belge, Anadolu hakkında ilk tarihi bilgileri vermesi bakımından çok kıymetlidir. Bu tarihi belgede, Akad Kralı Naram-Sin'e karşı 17 Anadolu kralının güçlerini birleştirerek harekete geçtikleri ancak yenik düştükleri anlatılmaktadır.
 Akad Kralı Naram-Sin tarafından yazdırılan bu tablette, Akad Kralı kendisine karşı ayaklanan 17 şehir devletinin (Sümerlerden kalan) adlarını verirken Hatti Kralı ile birlikte, bu ittifakta Türki Kralı İlşu-Nail ismini de belirtmektedir.

M.Ö. 2250'li yıllarda; hem de Türk adıyla Anadolu'da bir devlet olduğunun kanıtı olan bu yazıtın 15. satırında geçen bu ifade; Türklerin milattan önce bile Anadolu'da bulunduğu tezini doğruluyor.
Bu belgenin 2 önemli noktası vardır.
1- İlk Türk adıyla kurulan devlet, Göktürk Devleti değildir.
2- Türkler Anadolu'da en az 4500 yıldır vardırlar. Sümerce-Türkçe arasındaki yüzlerce ortak kelimeyi delil kabul etmeyenler için bile; M.Ö. 2250'lerde, Anadolu'da bir Türk devletinin varlığı belgelidir. İşin bir diğer ilginç yanı, bu Naram-Sin'in Hz. İbrahim döneminde yaşayan Kral Nemrut olduğuna dair söylentilerdir.
Önce Sümerlerin, daha sonra da Asurlular ve Babillerin egemenliğinde kalan Mari şehri, bugünkü Suriye sınırları içerisindeki Tell Hariri kentidir. 
Bugün Louvre Müzesi’nde sergilenen Akadca yazılmış bu tabletlerin metinleri Fransıza tercümeleriyle birlikte Georges Dossin tarafından 1950 yılından itibaren yayınlanmaya başlanmıştır.
Dört cilt halinde yayınlanan bu Mari tabletlerinin 13 tanesinde toplam 22 defa “Turuku”, “Turukku”, “Turukki, ve “Turuk” biçiminde bir kavim adı geçmektedir.
Bu tabletlere şöyle birkaç örnek vermek mümkündür:
16 numaralı tablet : “...Uyuyanları uyandıran ve uyandırdıklarına hiç tayın vermeyen Turukkular gibi yapacağız”.
21 numaralı tablet : “...Bu akından beri Turukkular’ın sayısı fazla görünmüyor. Fakat artabilir. Onlar gelmeye devam edecekler.”
22 numaralı tablet : “...Bana yazdığın Turukkular’la ilgili haberler değişti.”
23 numaralı tablet : “... Bana Turukkular hakkında yazmıştın. Turukkular’ın çıkış hareketinde bulundukları gün çok meşgul olduğumdan sana haber veremedim.”
87 numaralı tablet : “...Kral bana herşeyden önce, Turukkular’ın hücum ettiklerini, Nithim’i kuşattıklarını yazdı.”

Sizce Turukkular, Türklerden başka kim, hangi topluluk olabilir?
Saygılarımızla.
Kaynak: http://www.turkcenindirilisi.com/turk-tarihi/turukku-kralligi-turk-muydu-anadoluda-turk-adi/436

24 Kasım 2016 Perşembe

Uluslar Arası Pedofili Ağı'nın Norveç Ayağında 51 Kişi Tutuklandı !


Uluslar arası pedofili ağının varlığını Avusturalyalı gazeteci Fiona Barret, anlattıklarıyla ortaya koymuştu. Fiona Barret'ın, çocuklara tecavüz ederek, çocukları taciz ve istismar ederek, canlarına kıyıp kanlarını içen Satanist Ritüel yapan küresel ağı ifşa ettiğini Ülgenim Blog'da yayınlamıştık.

Dünyayı Satanist Pedofili Ağı Yönetiyor başlıklı yazıyı okumak için tıklayınız.


Norveç'te pedofili ağı çökertildi: 51 kişi tutuklandı

Norveç polisi 2015 yılından beri yürüttüğü soruşturma kapsamında büyük bir pedofili ağının çökertildiğini, 51 kişinin tutuklandığını açıkladı.

Norveç polisinin dünkü basın toplantısında tümü erkek olduğu açıklanan 51 sanığın cinsel tacizine uğrayan çocuklar arasında bebeklerin de bulunduğu belirtildi.

Polisten yapılan açıklamaya göre, sanıklar yargılanmalarına konu olan cinsel taciz malzemelerini kriptolu chat programları üzerinden birbirleriyle paylaşmışlar.

Çoğu Üst Düzey İsimler !


Bergen kentinde 22 yaşındaki bir Norveçlinin 2015 yılında ihbar edilmesi ile başlatılan soruşturmada tutuklanan 51 kişi arasında iki politikacının da olduğu belirtilen polis açıklamasında, sanıkların çoğunluğunun toplumda saygın yeri olan, iyi eğitimli kişiler olduğu belirtildi.

Sanıklara yöneltilen suçlamalar arasında 14 yaşın altında çocuklara tecavüz, tecavüze yardım etmek, 14-16 yaş arasındaki çocuklarla cinsel ilişkiye girmek, çocuklara taciz olaylarını videoya kaydetmek, bellekte depolayıp başkalarıyla paylaşmak bulunuyor.

Basın toplantısında konuşan polis yetkililerinden biri, sanıkların evlerinde ve bilgisayarlarında yapılan araştırmalarda 150 terabayt cinsel taciz verisi ele geçirildiğini belirtip, ‘’Partneri hamile olan bir sanık, diğerleriyle yaptığı chat görüşmelerinde çocuğunun doğmasından sonra nasıl tacizde bulunacağını anlatıyor” diye konuştu.

Polisin açıklamasına göre sanıklar işledikleri suçun karşılığında 15 yıla kadar varan hapis ile cezalandırılabilecekler.

15 Kasım 2016 Salı

Bu gece 00.30 - 03.30 Saatleri Arasında Telefonlarınızı Kapatın Yalanı

WhatsApp'ta ve sosyal medyada paylaşılan 'telefonlarınızı kapatın' şeklindeki bir mesaj vatandaşları tedirgin etti. Mesajdaki bilgilerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

Süper Ay'ın görünmesi nedeniyle WhatsApp'ta ve sosyal medyada "bu gece saat 00:30-03:30 saatleri arasında telefonlarınızı ve tabletlerinizi kapatın, vücudunuzdan uzak tutun" şeklinde mesajlar atılmaya başlandı.
Hızla yayılan mesaj vatandaşları tedirgin etti. 
MESAJDAKİ BİLGİLER YALAN, DİKKATE ALMAYIN
Mesajda BBC ve NASA kaynak gösterilmesine rağmen, NASA'da ve BBC'de böyle bir bilgi bulunmuyor.
Dolayısıyla bu mesajın dikkate alınmaması gerekiyor.
BTK DA AÇIKLAMA YAPTI: İTİBAR ETMEYİN
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan (BTK), bu gece gezegenin çok yüksek radyasyona maruz kalacağı yönündeki haberlere ilişkin, doğruluğu teyit edilmeyen ve kamuoyunu yanlış yönlendirme ihtimali bulunan bu tür mesajlara vatandaşların itibar etmemesi istendi.
BTK'nın internet sitesinde yayımlanan açıklamada, sosyal medyada, Singapur televizyonuna atıfta bulunularak, acil başlığıyla yayınlanan ve bu gece gezegeninin çok yüksek radyasyona maruz kalacağı uyarısıyla cep telefonları ve tabletlerin kapatılması gerektiği yönünde mesajların yayıldığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Doğruluğu teyit edilmeyen ve kamuoyunu yanlış yönlendirme ihtimali bulunan bu tür mesajlara vatandaşlarımızın itibar etmemesi ve ihtiyatla yaklaşması gerektiği değerlendirilmektedir."
İŞTE O MESAJ:

28 Eylül 2016 Çarşamba

Türk Akıncı Ocakları Nedir ?

Piri Türkistan Hoca AhmedYesevi geleneğince ‘ocak’ ilim ile kültür yuvasıdır. Yetim, öksüz, yoksul sofrasıdır.Türk teşkilatçılığını yeniden hatırlatıp Türklerin tarihine yaraşır nesillere sahip olması gayesiyle çalışmaktadır.Kurucu Genel başkanı sayın Serkan Gürkan’dır.Mahlası ‘Akıncı Başbuğudur’.Akıncı fertleri  ‘Alpler ya da Türk Akıncıları’olarak anılmaktadır.Milli mefkure sancağını taşıyabilecek fertlere akıncı başbuğu imzalı izin belgeli temsilcilik verilebilecek takdirin kazanıldığı durumda,Akıncı Ocağı yerleşkesi açma imkanı sağlanacaktır.
2016 itibariyle yeni bir öze dönüş hareketidir.Tarihsiz bir millet olmayacağı gibi geçmişini unutan kimselerin yok olacağı da muhakkaktır.İşte bu yüzdendir ki Türk kültürünün daima öncüsü olan Akıncı kültürünü canlandırmak çabasına girişmiş bulunuyoruz.
Uzun zaman edinilen tecrübe ve beklemenin ardından gerekli imkanların sağlanarak,şartların olgunlaşması neticesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin dernekler kanununa uygun anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesi uyarınca faaliyetleri başlatıyoruz.

DOKTRİN

Hayatımızın içinde hergün kullanmış olduğumuz milli değerlerimizin, alışkanlıklarımızın çağın gerçeklerine uygun,doğruluğu sorgulanabilir,makam ve maddi kaygı düşünülmeksizin milli menfaatlerimiz doğrultusunda modernize edilmiştir.Her milletin medeniyetinin olduğu gibi Türk medeniyetinin de medeniyetler mücadelesinde pek çok alanda ilerlemesi bireysel fertlerin çabalarıyla alakalıdır.İdeal bir Türk gençliğinin yetişerek mevzu bahis medeniyet sahalarını doldurması gayesindeyiz.Milliyetçilik üzerine kendi kurumumuza özgün kuralları,eğitim sistematiği,yemin ve uygulamaları mevcuttur.

TÜRK AKINCI OCAKLARI, GELENEĞİN YENİDEN DİRİLİŞİDİR

            Hiçbir siyasi kuruluşa bağlı değil ve olmayacaktır. Vatan delilerinin kol kola girdiği, gireceği, girmesi gerektiği yegâne teşkilattır. Sobamız ilim, dostluk iken çayımız sohbet şekerimiz de ülküdür. Sobamızda yanan çıra ise Türklük düşmanlarıdır.
            Siz ki eğer bu yazıyı okuyorsanız Türk Akıncı Ocakları Genel Merkez Teşkilatı’nın bir ferdi olma yolundasınız demektir. Bu yol, çokça emek, teorik ve daha çok pratik mücadele şekilleri içerir.  Günümüzde bu çaba önemsiz sayılmaktadır. Eğer Türk gibi yaşanmaz isek Türk Milleti olarak yok olmaya başlama tehlikesi ile karşı karşıya geleceğiz. Kurallarımızdan taviz vermeden çalışan bir teşkilatız. Farklı şehir ve Türk ülkelerinde hali hazırda mensuplarımız çalışmalarına devam etmektedir. Bir kurum ya da güruhtan çok, biz bir aileyiz.


NEDEN TÜRK AKINCI OCAKLARI TEŞKİLATINA İHTİYAÇ DUYULDU ?
      Ecdadımız adaleti sağlamak için, şer odaklarını bu kutlu topraklardan def etmek için, hayırları fethetmek için, Türk milletine yeni yurtlar edinmek için 1040 yılında Gazneliler ile yapılan ve Tuğrul Bey’in kazandığı Dandanakan zaferinden sonra Selçuklu’nun beyleriMerv şehrinde kurultay düzenlediler. Burada çok önemli kararlar alındı. Alınan en önemli kararlar hakim olunan topraklar ile ileride fetih edilecek toprakların bölüşülmesi oldu. Türk usulünce yapılan bölüşüme göre Tuğrul Bey ‘Sultan’ ünvanı ile Nişabur’u alacak ve Batı’ya Irak’a doğru gidecekti. Dolayısıyla Oğuz nesline Anadolu yolu görünmüştü ! 1060 yılında Tuğrul Bey Bağdat’ı ele geçirdi. 1063 yılında vefat ettiğinde çocuğu olmadığı için yerine Alp Arslan geçecek ve o da 1071’de Malazgirt zaferini kazanacak,  Anadolu’da kurulacak Türk beylik ve devlet kapısını açacak, Orta Asya’dan kopan Türk akınlarının Anadolu’ya rahatça girmesini sağlayacaktı  !
            Anadolu toprakları adım adım fethedenler gücünü hep Orta Asya’dan almıştı. Onlar büyük bir teşkilatlanma içerisindeydiler, büyük bir kontrol mekanizmasına sahiptiler. Görev verilenler görevlerini canları pahasına yerine getirdiler. Fethettikleri toprakların sınırlarına Uç Beyleri yerleştirdiler, sınırda Türkleşmeyi gerçekleştirip yeni fetihleri kolaylaştırdılar. Anadolu tamamen Türk’ün eline geçtikten sonra burada kurulan devletler büyük ağırlıkta dış kaynaklı etkenler sebebiyle zor zamanlar geçirdiler, devlet yönetimine yabancıların getirilmesi sebebiyle asli unsuru küstüren, yani Türkleri devlet yönetimine küstüren Anadolu’da kurulan hem Selçuklu, hem Osmanlı yine kendi sonlarını hazırladılar. Anadolu fetholunurkenki asli unsura bağlı büyük teşkilatlanma bilincini ve kontrol mekanizmasını yönetecek kabiliyeti kaybeden bu ulu devletlerimiz maalesef kendi sonlarını hazırladılar.
            Tanrı’ya hamd olsun ki Selçuklu’dan sonra Osmanlı, Osmanlı’dan sonra yine Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Atatürk’ün asli unsura bağlı kurduğu yeni devletimiz de maalesef dış etkenlerin etkisiyle içte, yani iç yönetimde asli unsura sırtını döndü. Devlet yönetiminde neredeyse Türk’ün olmaması ve Türk mefkuresinin, Orta Asya’daki Türklerin unutulması, Anadolu’ya hapsolunması maalesef devletimizin kendi sonunu hazırlıyor.
            Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. Türk Birliğine inanıyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak, dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek.[1]” sözleri hatırımızdan hiçbir daim silinmiyor. Ancak Başbuğ Atatürk’den sonra devletimizin Türklük mefkuresinden kopartılması bizleri endişelendiriyor.

YOLUMUZ
            Osmanlı, devlet yönetimine devşirmeleri getirirken, padişaha ve saraya yakın ordu birliklerinde devşirme askerleri görevlendirirken Türkmenleri devlet yönetimine küstürüyor, Alp ruhu, Alpler hor görülüyordu. Bu huzursuzluk devletin tüm sistemlerine sirayet ettikçe devlet yapısı bozuldu, devletin çöküşü hızlandı. Anadolu Türklüğü’nün imdadına yine asli unsur Türkler, Alpler yetişti ve bu kutsal topraklarda Türkiye devleti kuruldu. Ulu önder Atatürk, Türk halkına devlet yöneticiliğe getirecekleri yöneticilerin asli unsuruna, asli cevherine dikkat etmelerini öğütlüyordu. Bir yandan Türk Milleti’nin kendini geliştirip, dünya milletleri arasında güçlenmesini isterken diğer yandan da çeşitli toplantılarda ve yerlerde Türk Birliğini istediğini söylüyor ve Anadolu Türklüğü’ne Anadolu dışındaki Türkler’i işaret ediyordu.
Başbuğ Atatürk Çankaya Köşkü’ndeki bir konuşmasında Sovyetler Birliği’nden ve içeriside yaşayan kandaşlarımızdan bahsediyor ve şöyle diyordu: ‘‘Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İste o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.”[2]  Başbuğumuz tarihe altın harflerle yazılacak bu sözleri kutlu dilinden inci gibi dökerken SSCB’nin idaresinde bulundurduğu kandaşlarımıza nasıl sahip çıkacağımız da işaret ediyordu. Dilin, inancın, geçmişte birlikte yaşadıklarımızın yani tarihin birer köprü olduğunu söylüyor, köklerimize inmemizin gerektiğini ifade ediyordu ! Peki bu nasıl olacak ? Bizlerin parçalanmasına neden olan tarihi olayların bilincine vararak, eksiklerimizi, tarihte yaptığımız hataları, iyi noktalarımızı, tarihte sergilediğimiz yararlılıkları öğrenerek bunu yapabileceğimizi Başbuğ Atatürk bizlere ifade ediyor ! Yani Anadolu dışındaki Türkler ile bütünleşebilmemiz için tarihimiz ile bütünleşmemiz gerekiyor. Bundan dolayıdır ki Türk Akıncı Ocakları ilime, eğitime, öğretime en büyük önemi vermiştir. Türk devlet ve toplulukları arasında sıkı bağların, sağlam köprülerin kurulabilmesi için bilge ve  Alp kişiler yetiştirmek boynumuzun borcu olmuştur !
            Ünlü tarihçi ve yazarlarımızdan Prof. Dr. Faruk Sümer Alpliği tanımlarken şunları söylüyor:“Destanlarda alp, cesur, ağır başlı, merhametli, zayıfları koruyan, övünmeyi sevmeyen bir insandır. Onlar kötü yürekli ve hiyleci kimseler olmayıp, bilâkis yoksullara yardımcı, zayıfları koruyan, bağışlayıcı, vefalı, büyüklerine saygılı, fakat şeref ve haysiyet duygusuna bağlı, kadınları hor görmeyen mert insanlardır. Her halde Alpler, bütün bu vasıfları taşıyan insanlar olmalı idiler. Alplik ruhu şüphesiz, sadece cesaretten gelen basit bir davranış değildi.”[3]  Buradan anlaşılabiliyorki Alpler barabar değil, töreye son derece bağlı, iyi, cesur gerçek anlamıyla yiğit kimselerdi. Türk hükümdarları ise hem Bilge hem de Alp vasıflarına sahipti. Göktürk Kitabeleri’ne iyi bir Kağan’ın özellikleri şu cümleler ile işlenmişti. “Bilge Kağan imişler! Alp Kağan imişler! "Buyrukları (vezirleri) de bilge imiş ! Alp imiş!” Eğitime, ilime büyük önem veren Türk Akıncı Ocakları’nın amacı hem bilge hem de yiğit Alpler yetiştirme derdine düşmüştür. Ocağımız, Türk Birliği’ni kurabilmenin yolunun okumaktan, ilimden geçtiğinin bilincindedir. Ocağımız, yeniden büyük teşkilatlanma için, yeniden dünya üzerinde Türk hakimiyetini güçlendirmek adına kontrol mekanizmasını kurmak için ilim donanımıyla donanmış Alplerden oluşturacağı Akıncı birliklerini yeni gönüllerin fethine yollayacak, Türk toplulukları arasında sıkı köprüler kuracak, Türk Birliğine doğru adımlar atacaktır.

Hem bilge hem yiğitsin
Sen ilim zırhı giymiş Alpsin !
Türk sen, asli unsur sensin
Turan’ı kuracak olan sensin !



GENEL MERKEZ VE GENEL BAŞKANIMIZ
Genel Merkez teşkilatımız İstanbul’da bulunmaktadır. İstanbul ve ilçeleri başta olmak üzere Türkiye merkezli, Türk dünyasıyla alakadar bir teşkilat yapımız vardır. Genel başkanımız sayın Serkan GÜRKAN,Genel Başkan Yardımcımız ise sayın Ercan KANDEMİR’dir. Onlar Milli Mücadele ruhuna sahip adanmış Bey’lerdir. Onların mücadelesi tıpkı şanlı geçmişimizde yaşamış ve dünyaya ün salmış Türk obalarının ve Türk devletlerinin Beyleri gibi ta küçük yaşlarından itibaren başlamıştır. Onlar ailelerinden ve kendi hayatlarından, şahsi geleceklerinden fedakârlıklarda bulunup gençliğe rehber olmahedefiyle donanmışlardır. Türklük davasının önüne düşmüş bir neferlerdir. Yollarda, toplantılarda, sokaklarda her zaman Türk gençliğine ve millete ne gibi hizmetlerde bulunabiliriz çabasında olmuşlardır.
Bu fedakâr yaşantı bize ise şunu söylüyor: ‘Görevini asla unutmadan işlerini hızlı ve temiz bir şekilde sonlandır.’ Türklük mefkûresi bizim onu hedefine ulaştırmamızı beklerken, Türk Milleti’nin kurtuluşunun bir olmaktan geçtiği açıkça görülmekteyken Türk neferlerinin yatağında, evinde huzur beklemesi içler acısıdır. Türklük mefkûresi kendisini hedefe ulaştıracak hareket bekler. Onların tüm amacı Türklük davasına hizmet eden neferlerin sayısını arttırarak hizmet alanını genişletmek ve bahsettiğimiz bu hareketi sağlamaktır.



AKINCI BAŞBEYİ SERKAN GÜRKAN KİMDİR?
O kendini şu sözler ile sizlere tanıtıyor:
“Ömrünü ilime vermiş bir fert olmak istedim her zaman. Bizi hayat şartları hep vazgeçmeye yöneltti. Lakin gençler yetişmeli, düzen değişmeliydi. Bu çirkin düzene göz yummamak adına cehalete savaş açtım. Şahsen Türk dünyasından Türkiye’ye haber getiren bir internet platformu oluşturdum. Türk dünyasından fertleri bulunan bir haber alma teşkilatı kurdum. Yıllarca bu teşkilatı yönettim. Pek çok milli içerikli kongre, seminer, sosyal faaliyete katıldım ve düzenledim. Üniversitede Türk Milliyetçilerine liderlik görevinde bulundum.
            Neticesinde çok sayıda hakkaniyetli dostlara sahip oldum.Çevrem beni hep lider, çılgın birisi olarak tanıdı. Tüm bu mücadele dolu zamanlarda ardımda onlarca dost buldum. Yetişen gençler oldu, ayağı kayanlar oldu. Bir ülkü için yaşadık her birimiz. Ama asla değişmedik ve vazgeçmedik.
YENİDEN ÖZE DÖNÜŞÜN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPACAK AKINCILARIN KURUCU BAŞKANLARI OLMAKTAN DOLAYI GURURLUYUM”




ERCAN KANDEMİR KİMDİR !

O kendini sizlere şöyle tanıtıyor:
            “Obası, soyu katledilen, soyundan sadece kendisi kalan ve düşmanlarca kolu bacağı kesilip bir sazlığa atılan, bir Bozkurt tarafından büyütülen ve soyunun bir gün tekrar hakanlık kuracağı hayaliyle yanıp tutuşan Bozkurt Destanı’ndaki o yiğit Türk gibi ben de dünya üzerinde yaşayan Türkler’in bir gün tek çatı, tek devlet, birlik altında yaşayacağı hayalleriyle yanıp tutuştum hep. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için teşkilatlanmak şarttı, Türkler’in birbirinden haberdar olması, Türk yurtları arasında köprü kurulması ve hepsinin gerçekleşebilmesinin ana şartı olan bilinçli nesillerin yetişmesi şarttı.
            Bu nedenledir ki kendimi okumaya, öğrenmeye adadım. Bunu yaparken bulunduğum her yerde bir teşkilat kurmayı veya düşüncelerime uygun bir teşkilata katılmayı ve çalışmayı görev edindim. Birçok teşkilatın kurulmasında rol oynadım.Türkler’in birbirinden haberdar olabilmesi için haber siteleri kurdum, teknik gereksinimini ve yönetimini sağladım. Görev üstlendiğim her haber platformunda Türklük mefkuresini halka aşılamak için yazdım, mücadele ettim.
            Okuduğum Erciyes Üniversitesi’nde fakültemde tamamen dağılmış olan milliyetçi teşkilatlanmanın ikinci adamlığını üstlendim ve teşkilatımızı üniversitenin en büyük teşkilatı haline getirilmesinde rol oynadım. Üniversite teşkilatında önemli görevler üstlendim. Bu tecrübeleri edinirken “önce kendinden başla” düsturuyla Türk gençliği üzerinden cehaleti silmek adına ilim zırhıyla zırhlanmak için okudum, çalıştım.
            Çok yiğit, geleceği Türklük mefkuresi açısından parlak kandaşlar tanıdım. Çevrem beni yiğit, akıllı, gevezelik yapmayan, yeri geldiğinde konuşan ve yeri geldiğinde gerekli davranışları sergileyen bir kişi olarak bildi ve öyle olmamı istedi. Ben de hayallerimin bir gün gerçekleşeceğine inanarak ve çevremin beni görmek istediğinden daha iyi, daha bilge ve Alp olmak için çalışacağımın sözünü kendime verdim.
Daha büyük adımlar için Türk Akıncı Ocakları bünyesinde Türklüğe hizmet edeceğim !
Tanrı yolumuza ışık tutsun !”








[1]Atatürk’ün Sofrası, İsmet Bozdağ, s.138
[2]29 Ekim 1933, Çankaya Köşkü
[3] SÜMER, Faruk, Oğuzlar, S.300-301

Telif Hakkı©2016  Tüm Hakları Türk Akıncı Ocakları Genel Merkezi’ne Aittir ! Kopyalanıp, çoğaltılamaz ve izinsiz kullanılamaz.

En Sexy Cinsel Pozisyonlar Hangileri ?

Seksten zevk almak iki tarafı da bir hayli ilgilendirdiği için en derin pozisyonları öğrenmek hakkınız. Yüksek Topuklar adlı kadın sitesi erkeklerin bayıldığı ve sık sık yapmaktan hoşlandığı en seksi poziyonları araştırdı. Bu pozisyonları öğrenerek hem siz derin zevkler alarak orgazm olabilir, hem de partnerinizin seksten delicesine haz duymasını sağlayabilirsiniz.

Arka Kapı

Arka Kapı Pozisyonu

Herkesin tahrik olduğu bölgeler farklıdır. Birçok erkek kalçalardan hoşlanır, bu nedenle de seks sırasında fazlasıyla kalça görmeye bayılırlar. Ona doya doya bu hazzı yaşatmak ve seksi orgazmla sonuçlandırmak istiyorsanız; ayağa kalkın bacaklarınızı hafifçe aralayın ve biraz öne doğru eğilin. Erkek arkadan yaklaşarak en derin girişi yapacak ve bu pozisyonda aynı zamanda göğüs ve klitorisinizi okşayabilecektir. 


At Sürüşü

At Sürüşü Pozisyonu

At sürüşü Kovboy pozisyonunu birçoğunuz bilir… İşte bu pozisyon tam da böyle. Erkek bacaklarını hafifçe açmış bir şekilde sırtüstü uzanır ve kadın arkasında ters şekilde oturarak girişi gerçekleştirir. Bu pozisyonda tüm derinliği kadın ayarladığı için istediği kadar zevk alabilir. Aynı zamanda kalça seven erkekler için de harika bir pozisyondur. 

Kelebekler 

Misyoner Bacak Omuza Pozisyonu

Misyoner pozisyonuyla daha rahat orgazm olanlardansanız, bunu biraz modifiye etmeye ne dersiniz? Erkeğin zevk alabilmesi için bazen daha derin girişlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle sırtüst uzanın bacaklarınızı açın ve ikisini birden onun omzuna dayayın. Erkekte hafifçe bacaklarını aralayarak girişi yapar ve bu derinlik hem onun hem de sizin hoşunuza gider. 

El arabası 

El Arabası Pozisyonu

Kamasutrada olan bir pozisyon olan el arabası, erkeklerin genellikle sık sık tercih ettiği bir pozisyondur. Fakat siz de bu pozisyondan çok fazla zevk alabilirsiniz. Bunun için, sırtınızı masa gibi olacak şekilde avuçlarınızı ve dizlerinizi yere dayayın. Tıpkı emekler gibi. Daha sonra erkek dizlerinin üzerinde size yaklaşarak bacaklarınızı kaldıracak ve girişi sağlayacak. Bu pozisyonda biraz elleriniz acısa da ikinizin de alacağı zevk paha biçilemez olacak.